Fotoğraf Çekilme Anına Dikkat Etmek
Konuşurken, yemek yerken, sakız çiğnerken, aktif olarak performans sergilerken çekilen fotoğraflarda iyi çıkmak oldukça zordur.
Toplu fotoğraf çekimlerinde fotoğraf anına yetişemeyeceğinizi hissediyorsanız son anda fotoğrafa girmek için çabalamayınız. Yetişseniz bile yüzünüzdeki telaşlı ifade ile düzeni oturmuş bir kareye son anda dalmanız sizin için iyi olmayacaktır.
Etkinliklerde özel bir anı yakalamak amacıyla fotoğraf makinanızda eğer varsa burst adı verilen, arka arkaya çok kısa aralıklarla birden çok çekim yapma modunun kullanılması tercih edilmelidir.
Amatör seviyedeki standart dijital fotoğraf makinelerinin kırmızı göz engelleyici flaşına alışık olmayanlar, göz bebeğini kıstıran ilk flaş ışığını gerçek flaş zannederek hemen pozlarını bozmakta ve bu bozuş anında gerçek flaşa yakalanmaktadırlar. Bu gibi durumlara düşmemek için her ihtimale karşı flaş patladıktan sonra birkaç saniye daha pozunuzu bozmayınız.
Fotoğraf çekilirken fotoğraf makinesinden gelen deklanşör sesini takip etmek, bir sonraki fotoğrafın ne zaman çekileceğini kestirebilmek açısından yardımcı olabilmektedir. Deklanşör sesini duyana dek verilen pozu bozmamak ve iki deklanşör sesi arasındaki sürede göz kırpmaksızın yeni bir poz belirleyerek sabitlemek profesyonel fotomodelleri amatör fotomodellerden ayıran önemli niteliklerdendir.
Yanlış yöne bakmak, en sık olarak birden çok fotoğraf makinesiyle çekilmeye çalışılan grup fotoğraflarında ortaya çıkan bir durumdur. Herkesin baktığı yöne bakmamak, fotoğrafta göze batmanıza, umursamaz görünmenize neden olabilir. Bu gibi durumları engellemek için, birden çok fotoğraf makinesiyle aynı anda çekim yapılacaksa, sırayla çekim yapılmasını, fotoğraf çekecek bir sonraki kişinin elindeki makineyi fotoğraf çekecekmiş gibi tutmamasını, böylelikle de grubu yanıltmamasını öğütleyiniz. Fotoğraf çeken kişinin herkesin duyacağı şekilde geri sayması da işe yarar bir tekniktir.
© 2010 Berk Zafer, Stetikon Fotoğrafçılık. Tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan yazılar kaynak göstermek şartıyla bir başka yerde yayınlanabilir.
Yemek Sonrası Fotoğraf Çekilmek
Ufak atıştırmalar dışında fotoğraf çekimi öncesinde yemek yemek rehavete ve şişkinliğe neden olabilir. Rehavet hali, fotoğraflarda uykulu, yorgun ve isteksiz görünmenize sebebiyet verecektir ve çekilen setin bir çok fotoğrafında gözlerin kapalı çıkmasına neden olabilecektir. Bu durum ciddi bir performans düşüklüğüne yol açabileceğinden, sadece model için değil, fotoğrafçı için de önem taşımaktadır. Bu nedenle, fotoğraf çekiminin yapılacağı günlerde yemek saatini uygun şekilde ayarlayınız ve hafif yiyecekleri tercih ediniz.
Sofra başında çekilmesi planlanan grup fotoğrafları için de doğru zamanlama servis sonrası, yemeğe başlamadan önceki süredir. Bu sayede hem rehavet halinin önüne geçilmiş olur, hem de renkli ve temiz bir sofra görüntüsü elde edilir.
© 2010 Berk Zafer, Stetikon Fotoğrafçılık. Tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan yazılar kaynak göstermek şartıyla bir başka yerde yayınlanabilir.
İsteksizken Fotoğraf Çekilmek
Her insanın doğal olarak belirli psikolojik halleri vardır. Mutlu - üzgün, heyecanlı - bıkkın, sakin - stresli, enerjik - yorgun, uysal - kızgın gibi… Belirli fotoğraf projelerinin haricinde, insanlar genel olarak günlük çekimlerde mutlu ve enerjik görünmek isterler. Fotojenik görünümün en temel anahtarı kendinden emin duruş ve bunun gözlere yansımasıdır. Modelin veya fotoğrafçının isteksiz olması fotoğraf konseptinin gerektirdiği ortamın oluşmasına engel olup, fotoğrafların başarısız olmasına sebep verecektir. İstenildiği kadar farklı ifadeler denensin, ışık ve fotoğraf makinesi ayarlarıyla uğraşılsın, model veya fotoğrafçı kendisinden beklenen performansı veremeyecektir. Bu nedenle, fotoğrafçı-model ilişkisinin çözemeyeceği bu tür bir isteksizlik durumu söz konusuysa fotoğraf çekimini ertelemeniz veya iptal etmeniz en doğru karar olacaktır.
© 2010 Berk Zafer, Stetikon Fotoğrafçılık. Tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan yazılar kaynak göstermek şartıyla bir başka yerde yayınlanabilir.
En İyi Rötüş, Farkedilmeyen Rötüştür
Fotoğrafçılar genellikle çektikleri fotoğrafları teslim etmeden önce üzerlerinde bir seri temel rötüş işlemi uygularlar. İyi bir fotoğraf, rötüşe en az ihtiyaç duyan fotoğraftır ve başarılı bir rötüş de kolayca farkedilmeyen rötüştür.
Photoshop ustaları, Photoshop’ın belirli güçlerini sadece gerektiğinde, yeterince kullanmasını bilen profesyönellerdir. Photoshop kullanmaya yeni başlayanların sıkça düştüğü hata, öğrendikleri her yeni tekniği çektikleri her fotoğrafta yoğun bir şekilde uygulamalarıdır. Türkiye’de özellikle küçük ölçekli fotoğraf stüdyolarında rastlanan bu sorunu en iyi anlatabilmek için vesikalık fotoğraf örneği vermekte fayda var. Hayatınızda mutlaka birkaç kez yakınlarınızın veya kendinizin çekilmiş vesikalık fotoğrafında bir yapaylık sezmişsinizdir. Aşırı makyaj gibi, aşırıya kaçan Photoshop fırça darbeleri detayları sildiği için sade güzelliği bozmakta, çirkin bir yapaylık, bir plastik görünüm katabilmektedir. Bazen gölgeler, tonlar kaybolduğu için fotoğraflar adeta birer suluboya resme dönebilmektedir. Sanatsal manipülasyon amaçlı olmadığı sürece bu tür efektlerin gündelik fotoğraflarda yoğun olarak kullanılmaması gerekir.
Rötüşler belirli limitlerin dışına taştığında farkedilebilir bir nitelik kazanır, ve bazı farkedilebilir rötüşler de kimi insanlar için rencide edici olabilmektedir. Zayıflatma, saç ekleme, diş beyazlatma, ben yok etme, kaş inceltme, kaş kaldırma, boyun inceltme, burun/kulak düzeltme, cilt rengi değiştirme gibi rötüşler kolay farkedilir düzeyde olduğunda fotoğrafı çekilen kişi için “rötüşe ihtiyacı olan birisi” olduğu mesajını verdiği için travmatik olabilir. Bu gibi nedenlerden ötürü, fotoğrafçılıkla ilgileniyorsanız bir fotoğrafçı olarak bu konuda son derece hassas olmanız, fotoğrafını çektiğiniz kişiyi iyi tanımanız ve rötüş işlemine geçmeden önce modelinizin fotoğraftan beklentilerini iyi bilmeniz gerekmektedir.
© 2010 Berk Zafer, Stetikon Fotoğrafçılık. Tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan yazılar kaynak göstermek şartıyla bir başka yerde yayınlanabilir.
Fotoğrafları Beğenmememizin Sebepleri: Ayna Görüntüsüne Alışık Olmak
Gün içerisinde aynaya kaç kez baktığınızı hiç saydınız mı? Üzerinize yazılı t-shirtlerinizden birisini giyerek ayna karşısına geçin. Yazıyı düzgün olarak okuyabiliyor musunuz? Aynadaki görüntünüzü beğeniyorken çektirdiğiniz bazı vesikalık fotoğraflarınızdan hoşlanmadığınız oluyor mu?
Ayna, size gerçek görüntünüzün simetriğini gösterir. Fotoğraf ise küçüklüğünüzden beri alıştığınız bu ayna görüntüsünün simetriğini, yani başka insanların sizi gördüğü gibi gösterir. Bu yüzden hele ki yüzünüzde asimetrik ayrıntılar varsa, fotoğraflarınızı kimi zaman yadırgamanız gayet doğaldır.
© 2010 Berk Zafer, Stetikon Fotoğrafçılık. Tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan yazılar kaynak göstermek şartıyla bir başka yerde yayınlanabilir.
Fotoğrafları Beğenmememizin Sebepleri: Fotoğraf Çekimlerinde Yaygın Olarak Yapılan Hatalar
Fotoğrafları beğenmememizin sebeplerinin başında ayna görüntüsüne alışık olmak ve yanlış açıdan fotoğraf çekimi gelir. Bunların dışındaki nedenler de fotoğraf çekimlerinde sıklıkla gördüğümüz, çoğu zaman farketmediğimiz durumlardır:
- İsteksizken Fotoğraf Çekmek / Çekilmek
- Vücut Tipine / Ortam Şartlarına Uygun Olmayan Giysiler
- Modası Geçkin Giysiler / Aksesuarlar
- Saç ve Makyaj Hataları
- Postür Hataları
- Fotoğrafın Işığını Ayarlayamamak
- (Yakın Plan) Flaşlı Çekimler
- Düşük Çözünürlüklü ve Bulanık Fotoğraflar
- Kırmızı Göz
- Transparan Elbiseler
- Arka Plan Hataları
- Abartılı Takılar
- Güneş Gözlüğünün Sürekli Kullanımı
- Kolormatik Gözlükler
- Yemek Sonrası Fotoğraf Çekilmek
- Fazlaca Arka Planda Kalmak
- Çekilme Anına Dikkat Etmemek / Yanlış Yöne bakmak
- Grup Fotoğraflarında Göze Batmak
© 2010 Berk Zafer, Stetikon Fotoğrafçılık. Tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan yazılar kaynak göstermek şartıyla bir başka yerde yayınlanabilir.
Fotoğraflarda Kırmızı Göz Sorunu ve Çözümü
Flaş kullanılan gece fotoğraflarının en büyük sorunu kırmızı göz sorunudur. Bu sorun, bilgisayarda Adobe Photoshop® gibi programlarla kolaylıkla giderilebilmektedir, ancak renkli gözlü kişilerde bu rötüş yapay durabilmektedir. İnternetteki bazı kaynaklar kırmızı gözü engellemek için objektife değil, objektifin yan tarafına bakmayı önermektedir, ancak bu yeterli bir çözüm değildir. Bazen profilden çekilmiş fotoğraflarda bile kırmızı göz sorunu oluşabilmektedir.
Fotoğraflarda kırmızı gözün nedeni loş ışıkta gözbebeği büyük iken flaş ışığının gözün içine girerek arka tarafta yer alan dokuyu aydınlatmasıdır. Kırmızı gözün sebebi fotoğraf makinelerinin odak yardımı için kullandıkları kırmızı ışık değildir. Loş ortamlarda çekilen fotoğraflarda kırmızı gözlü çıkmak istemiyorsanız fotoğraf çekilmeden önce bir ışık kaynağına belirli bir sure bakarak göz bebeğinizin küçülmesini sağlayabilirsiniz. Bakacağınız ışık kaynağının çok kuvvetli olmamasına dikkat ediniz, aksi takdirde bu durum gözünüze zarar verebilir. Yeni dijital fotoğraf makinelerinin neredeyse hepsinde kırmızı göz önleyici flaş seçeneği eklenmiştir. Bunun çalışma mantığı da aynıdır. İlk önce düşük etkili bir flaş patlatılarak gözbebeğinin kısılması sağlanır, ardından da ikinci flaş patlatıldığında fotoğraf çekilir.
Gece flaşı demişken, dijital fotoğraf makinelerinin bu kırmızı göz engelleyici flaşına alışık olmayanlar, göz bebeğini kıstıran ilk flaş ışığını gerçek flaş zannederek hemen pozlarını bozmakta ve bu bozuş anında gerçek flaşa yakalanmaktadırlar. Bu gibi durumlara düşmemek için her ihtimale karşı flaş patladıktan sonra birkaç saniye daha pozunuzu bozmayınız.
© 2010 Berk Zafer, Stetikon Fotoğrafçılık. Tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan yazılar kaynak göstermek şartıyla bir başka yerde yayınlanabilir.
Fotojenik Olmak: Yanlış Bildiklerimiz
Fotojenik olma konusunda sıkça duymaya alıştığımız ve doğru bildiğimiz yanlışlar:
"Bazı insanlar fotojenik doğar, bazıları da tam tersi"
Fotojenik olmak, daha önce de belirtildiği gibi insanın psikolojik durumuyla direkt olarak bağlantılı olup, temelde kendinden emin durabilmeyle ilgilidir. Bu nedenle fotojenisitenin doğuştan geldiğini iddia etmek doğru olmaz.
Her insan, hayattaki tecrübelerine göre, içinde bulunduğu çevreye ve şartlara göre farklı psikolojiler içine girer. İnsanların fotojenik olduğu dönemler genellikle kendilerini en çok güvende hissettikleri ve mutlu oldukları dönemlere rastlar. Fotojenik olmanın fiziksel olarak iyi görünmekle de direkt bir bağlantısı yoktur. Fiziksel görünüm, sadece kişinin kendisiyle barışık olmasını etkilediği durumlarda önem kazanır.
"Fotojenik olmak, iyi bir gülümsemeye sahip olmak demektir"
Fotoğraflarda iyi bir gülüş, birçok kişinin sahip olmaya çalıştığı bir özelliktir, ancak fotojenik olma kavramı bununla sınırlı değildir; gülüşün dışındaki farklı ifadeleri de net olarak fotoğraf makinesinin arkasına yansıtabilmeyi gerektirir.
"İnsan açıklarını kapatabildiği ölçüde fotojeniktir"
Fotojenik görünüm için kişinin açıklarını kapamaya çalışması kişinin kendisine olan güvenini ve dolayısıyla fotoğrafa yansıttığı bakış ve duruşunu etkileyebildiği zamanlarda tavsiye edilir. Açıkları kapamanın fotojenik görünümle direkt bir bağlantısı yoktur.
"İyi fotoğraf ekipmanı, iyi giyim ve makyaj fotojenik olmayı garantiler."
İnsanın dış görünümüne dikkat etmesi, daha iyi bir ekipmanla fotoğraf çekilmesi fotojenik olmaya yardımcı adımlardır, ancak tek başına yeterli değildir. Psikolojik durum, fotojenik görünümü etkileyen en temel faktördür.
"Kilo sorunu, cilt sorunu gibi sorunları olan insanlar istedikleri kadar uğraşsınlar, fotojenik olamazlar"
Toplumlarda sağlıklı ve güçlü bireylerin ayırıcı özellikleri temel alınarak belirli estetik önyargılar oluşturulsa da bu önyargılar toplumun ancak belirli bir bölümünü etkileyebilmektedir. Beğeni, göreceli bir kavramdır; standardize edilemez ve hedef kitleye göre farklılanır. Bu nedenle hedef kitlesini iyi tanıyan bir model gereken hazırlıkları yaparak kendince önemsediği kilo, cilt sorunu gibi sorunları bertaraf edecek derecede iyi bir görünüme kavuşmanın yollarını öğrenebilir.
"İyi bir fotomodel her gün fotoğraf çekimine müsaittir."
İnsan psikolojisi belirli döngülere sahiptir. Başarılı bir modelin profesyonel dünyada her an iyi görünmesi beklense de bu gerçekçilikten uzak bir beklentidir. Sonuçta modeller de insandır ve insanların doğal olarak kendilerini kötü hissettiği, psikolojik açıdan zayıf oldukları, yalnız kalmak isteyecekleri dönemler olacaktır. Bu gibi dönemlerin doğal olduğu unutulmamalı, proje planlamalarında esnekliğe ve alternatif planlara her zaman özen gösterilmelidir.
"Fotojenik kişiler bunu Adobe Photoshop® rötüşlerine borçludur"
Adobe Photoshop® yazılımı fotoğraflarda mucizeler yaratsa da fotojenisitenin temel taşları olan bakış ve ifadeleri rötüşlemede kullanımı çok tercih edilmez, çünkü bu durumda fotoğrafın konseptine ters düşecek ölçüde kopuk ve yapay sonuçlar ortaya çıkma riski yüksektir. Yani kısacası Adobe Photoshop® programı fotojenik görünümü artırmaya yardımcı olarak kullanılabilir, ancak başlı başına fotojenik görünüm sağlamak için yeterli bir araç değildir. Unutmayınız ki, bir fotoğraf ne kadar az rötüş gerektiriyorsa o kadar başarılıdır.
"Kendisiyle barışık olmayan insanlar da fotojenik olabilirler"
Kendiyle barışık olmak, ifadelere samimiyet, vurgu, detay ve kontrol getirir ve bu da fotoğraflarda iyi görünümü kolaylaştırır. Kendisiyle barışık olmayan kişilerin fotoğraf makinesi karşısında rahat davranabilmesi, verilmesi beklenen mesajı özgürce yansıtabilmeleri oldukça zordur.
"Fotojenisite kavramı, sadece model ve fotoğraf makinesini bağlar"
Fotojenik olma kavramı fotoğrafçı-model ilişkisini ve ayrıca fotoğraf çekiminin yapıldığı ortamı da kapsayan bir kavramdır. Yani fotojenik bir kişi, çekimin yapıldığı ortamın özelliklerini iyi bilir, çekime ve sürprizlere hazırlıklıdır, fotoğrafçının varmak istediği noktayı tahmin edebilecek tecrübe ve önsezilere sahiptir.
"Flaşlı çekimlerde iyi görünmek imkansızdır"
Bas-çek (Point-and-Shoot) tarzı amatör fotoğraf makinelerinde bulunan flaş düzeneği, ön plandaki objeleri aşırı aydınlık ve soluk çıkartırken arka planda kalan objeleri oldukça karanlık gösterir. Bu durum, özellikle yakın plan (portre) çekimlerinde istenmeyen detayları vurguladığı için istenmeyen bir durumdur. Ancak fotojenik bir kişi, farklı şartlar altında iyi görünmenin yollarını bilir ve flaşlı çekimlerde de iyi çıkmayı başarabilir.
"Arka arkaya yüzlerce fotoğraf çekilirse içlerinden birisinde mutlaka fotojenik bir fotoğraf bulunur"
Fotojenik olmak, daha önce de bahsedildiği gibi tekrarlanabilirlik ve sürerlilik üzerine kuruludur. “Fotojenik fotoğraf” demek yanlıştır, “güzel fotoğraf” veya “iyi çıkmış bir fotoğraf” demek daha doğrudur. Çünkü fotojenik sıfatı insana özel bir kavramdır, fotoğrafa ait bir özellik olamaz. Arka arkaya yüzlerce fotoğraf çekilirse içlerinden birisinin beğenilir olma ihtimali elbette yüksektir ancak bunun fotojenik olmakla bir bağı yoktur.
© 2010 Berk Zafer, Stetikon Fotoğrafçılık. Tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan yazılar kaynak göstermek şartıyla bir başka yerde yayınlanabilir.
Fotojenik Olmanın Altın Kuralları
Fotojenik olmak, tek bir fotoğrafla elde edilebilecek bir özellik değildir. Tekrarlanabilirliğinin ve sürerliliğinin olması gerekir. Tüm bu şartların sağlanabilmesi fotoğraf çekimine hazır olmayı kolaylaştıran psikolojik altyapının varlığına bağlıdır.
Ruh Hali, Kendinden Emin Duruş ve Bunun Bakışlara Yansıması
Sağlam bir psikoloji fotojenik görünümün en temel anahtarıdır. Kendisine güvenen bir kişi, farkında olmaksızın bu güven duygusunu karşısındakilere bakışlarıyla ve duruşuyla yansıtır. Bir fotoğrafın başarısı da bu kendine güven çerçevesinde verilmek istenen mesajın net alınabilirliğiyle ölçülür.
Kendisiyle barışık olan bireyler, psikolojik açıdan da daha stabil olduklarından kendinden emin olma konusunda daha başarılıdırlar. Bu kişiler, çeşitli ortamlarda kendilerini birçok kişiye göre daha rahat hissedebilmekte ve duygularını, düşüncelerini daha rahat ifade edebilmektedirler; dolayısıyla habersiz çekilen fotoğraflarda bile iyi görünebilmektedirler. Kısacası, iletişimi kuvvetli olan kişilerde yüz ifadelerinin kullanımı da daha kontrollü olabilmektedir.
Halk arasında ara sıra duyduğumuz "kamerayla sevişmek" ifadesi, fotoğraflarda iyi çıkan insanların genelde kendilerini farklı ortamlarda başkalarına göre daha rahat hissettiklerini ve fotoğraf makinesi karşısında bulunmaktan hoşlandıklarını dile getiren bir ifadedir.
Başarılı bir fotomodel veya aktör, fotoğraf makinasını bir makina olarak görmez, arkasındakini, yani bu fotoğrafı görecek olan kişileri düşünerek ona gore poz verir ve bu sayede kafasında canlandırdığı karakteri yüz ifadesine ve postürüne kusursuz bir şekilde yansıtabilir. Sizler de fotoğraf çekimlerinde fotoğraf makinasını basit bir obje olarak değil, size bakan insanlar olarak değerlendirirseniz verdiğiniz pozlardan daha memnun kalabilirsiniz.
Fotoğrafın Konseptine Uymak
Modeller boş bakarak garip düşüncelere daldıkları anlarda fotoğraf çekilmezler. Her başarılı fotoğrafın arkasında daha önceden ayrıntıları düşünülmüş bir senaryo vardır. Bu senaryo, fotoğraf konsepti olarak bilinir ve fotoğrafın karakterini, dolayısıyla da başarısını derinden etkiler.
Reklam dünyasındaki başarılı fotoğraflara baktığımızda her fotoğrafın bize birşeyler anlattığını görürüz. Farklı pazarlama stratejileri farklı reklam senaryoları gerektirir. Örneğin, kozmetik ürünlerinin reklamlarında genellikle lükse kaçan bir hava, şımarıklık, umursamazlık ve kıskandırma hissi uyandırılmaya çalışılır. Sağlık sigortası, yaşam sigortası gibi hizmetlerin reklamlarında daha çok geniş aileye odaklanılır ve tüm aileyi kapsayan, kimi zaman duygu sömürüsü yapan sahnelere öncelik verilir. Yiyecek reklamlarında çoğu zaman sağlıklı ve sıcak bir kahvaltı ortamı, ve şefkat duygusu ön plana çıkartılmaya çalışılır. Kot pantolon gibi ürünlerin reklamlarında ise 12-25 yaş arasındaki kitle hedef seçilir, ürünler bu kitlenin özlemini duyduğu aileden bağımsızlık, ekonomik özgürlük gibi, kimi zaman da asiliğe varan paketlerle pazarlanır.
Sizler de fotoğraf çekmeden önce hitap etmek istediğiniz hedef kitlenizi iyi belirlemeli, fotoğrafın senaryosunun sağlam temellere oturduğundan emin olduktan sonra vermek / verdirmek istediğiniz pozun ana hatlarını kafanızda netleştirmelisiniz. Unutmayınız ki, fotojenik bir kişi, fotoğrafın senaryosunu çok net kavrayabilen ve buna uygun olarak nasıl bir poz vereceğini önceden kestirebilen kişidir.
Fotoğrafçı - Model İlişkisi
İyi bir fotoğrafçı, fotoğraf çekim tekniklerindeki ustalığının yanı sıra, fotoğrafını çektiği kişiyi en iyi sonuçları elde etmek için doğru olarak yönlendirmesini bilen uzman kişidir. Bu nedenle hem fotoğrafçıda ve model arasında kuvvetli bir iletişimin varlığı, doğal ve yüksek kaliteli fotoğrafların çekilmesinde önem taşıyan bir anahtardır.
Bir model olarak veya bir fotoğrafçı olarak nasıl bir fotoğraf beklediğinizi çekimler öncesinde detaylıca açıklayabilmeniz gerekir. Çünkü ancak bu sayede fotoğrafçı veya model, konuşulan temellerin üzerine kendi yetenek ve tecrübelerini ekleyerek fotoğrafın etkileyiciliğini bir üst seviyeye çıkartabilir.
Seri şekilde çekim yapan fotoğraf stüdyolarında her zaman hayalini kurduğunuz fotoğraflara kavuşamayabilirsiniz. Bir model olarak fotoğrafçı veya fotoğraf stüdyosu seçerken fotoğrafçı-model ilişkisinin önemini göz önünde bulundurarak seçim yapınız.
© 2010 Berk Zafer, Stetikon Fotoğrafçılık. Tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan yazılar kaynak göstermek şartıyla bir başka yerde yayınlanabilir.
Fotojenik Olmak Ne Demektir?
Fotojenik olmak, insanın kendisinden emin bir şekilde, fotoğraf ve video gibi görsel medya araçları aracılığıyla, sadece bakış ve / veya duruşunu kullanarak karşısındakilere tekrarlanabilir özellikte etkin mesaj verebilme yetisidir.
Yukarıdaki tanım karışık gibi görünse de, fotojenik olduğunu düşündüğümüz kişilerin fotoğraflarında gördüğümüz tüm özelliklerini özetlemektedir. Tanımı parçalar halinde inceleyecek olursak;
Kendinden Emin Görünüm
Bu özellik, kişinin görsel medyaya karakterini ve mesajını yansıtmasında en temel faktördür; bakışlar ve duruş aracılığıyla verilir. Gülümseyen bir yüz ifadesi veya sert bir bakış veya verilmek istenilen herhangi bir duygu ifadesi, kendinden emin bir duruşla perçinlendiği zaman daha da belirginleşir, anlam kazanır.
Bakış ve Duruş
Bakış ve duruş, kişinin konuşmaksızın karşısındakilere belirli mesajlar iletmek için kontrollü veya kontrolsüz bir şekilde kullandığı araçlarıdır ve fotojenik görünümü direkt olarak etkilerler.
Tekrarlanabilirlik
Fotojenik görünüm, tekrarlanabilirlik ve sürerlilik üzerine kuruludur. Yani bir kişinin “fotojenik” ünvanını hakedebilmesi için tek bir fotoğrafta rastgele değil, birden çok görsel ortamda iyi görünebiliyor olması gerekmektedir.
Mesaj
Bir kişi, bakış ve duruşuyla karşısındakilere verdiği mesajı ne kadar netleyebiliyorsa o ölçüde fotojeniktir.
Profesyonel fotomodeller ve aktörler, meslekleri gereği fotojenisiteleri yüksek olan kişilerdir. Bu özellikleri, sahip oldukları doğal yeteneğin ötesinde, aldıkları eğitim ve edindikleri mesleki tecrübelerinin bir sonucudur.
© 2010 Berk Zafer, Stetikon Fotoğrafçılık. Tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan yazılar kaynak göstermek şartıyla bir başka yerde yayınlanabilir.